TUT ÇEKMESI

M. Bahattin ATÇI

Değerli Dostlar,

          tutcekmesi.com, beni yıllar önce Kaymakam olarak görev yaptığım ve ailemle beraber iki yılımı geçirdiğim şirin beldemiz Tut'taki günlerime götürdü... Tut'a gidişimin üzerinden on iki yıl geçmiş. Orada doğan oğlum Murat şu anda on birine girdi. O'nu çağırıp doğduğu yerin fotoğraflarına bakabileceğini haber veriyorum. Koşarak, heyecanla geliyor. Meğerse yıllar ne çabuk geçiyormuş diye düşünüyorum.

            Böyle güzel bir mekanı vücuda getirip güzel insanların memleketi Tut'un sesini duyurmaya çalışan ve böylece bizim de bu mutlu anı yaşamamızı sağlayan değerli insan, kadim dostum Cemal Avcı Beyefendiye, bu hizmeti ve bu vefalı ince düşüncesi nedeniyle gerçekten çok teşekkür ediyorum.

            Her bir beldeyi diğerlerinden farklı kılan asıl şey, sahip olduğu potansiyel güç ve kendine has değerleridir. Bu değerlerin en başında ise, o yerin yetiştirdiği evlatları gelir. Değerli insanları bağrından çıkaran şehirlerin kıymetleri hiç bir zaman eksilmez. İşte Tut'un tam da böyle bir şehir olduğunu düşünüyorum. Eşsiz güzellikteki bu kenti seven, Onun için bir şeyler yapma coşkusunu gönlünden eksik etmeyen insanları var oldukça, Tut'un sesini daha gür duyacağımıza inanıyorum.

            Bugünden o günlere baktığımda, o şirin şehirde gerçekten güzel günler geçirdiğimizi, güzel dostlar edindiğimizi, köylüleriyle beraber mütevazi, güzel çalışmalar yaptığımızı hatırlıyorum. Yaylımlı'nın asma köprüsü, Kaşlıca'nın, Boyundere'nin... ve diğer altı- yedi köyün halı atölyeleri, Havutlu ve komşu köylerinde kurduğumuz seralar, Merkez İlköğretimin ikinci katında ve diğer okullardaki derslikler, köylerdeki okul ve lojman inşaatları, sulama havuzları, Hatay'dan getirttiğimiz Trabzon Hurması fidanları, Osmaniye'den yer fıstığı tohumu, Mersin'den domates salatalık tohumu, Antalya'dan arı kovanları, köy yollarındaki çalışmalar... vs. vs. Hacımuhammet dağındaki petrol araması bizleri  heyecanlandırmış, umutlandırmıştı... Çamiçindeki o menfur olay ise bizi tarifi imkansız kederlere boğmuştu... Ne yazık ki madalyonların hep iki yüzü var ve mutlulukların beraberinde acılar, sevinçlerin yanı başında üzüntüler de hep var olacaktır.

             Bir yeri güzelleştiren, esas olarak oranın güzel insanlarıdır. Güzel insanların güzelleştirdiği yerlerden olan Tut'ta da görev yapmak nasibimde varmış ve bunun için kendimi mutlu addediyorum. Yurdumuzun şirin ilçelerinden olan Tut'ta da, bazılarıyla halen haberleştiğim değerli dostlarım oldu. Tümüyle haberleşebilmek elbette ki zor. Ama kimi dostlar var ki, hiç irtibat kuramamış olsak bile, bir gün bir yerde karşılaştığımızda hiç araya zaman girmemişçesine devam edebileceğimizi biliyorum.

            Zaman geçtikçe bir çok gelişmeyi takip edebilmek güçleşiyor. Çimento Fabrikasından geçen yolun, İlçe merkezinden Yaylımlı Köyüne kadar olan kısmının asfaltını tamamlamıştık. Ama ne o yolun geriye kalan kısmının asfaltlanıp asfaltlanmadığını biliyorum, ne Dağyalangoz ve komşu köylerinin dağlarına dikilen binlerce badem ağacının ne kadar büyüdüklerini, ne de konutumuzun bahçesinde, büyük emektar Bekçi Nuh'un inşa ettiği kulübede özenle büyüttüğümüz köpeğimizin, bahçenin dışına çıkar çıkmaz, belediyenin köpek başına verdiği 500 bin uğruna av tüfeğiyle itlaf eden, sonradan bunu yanlışlıkla yaptığı konusunda epey dil döken, Tut düğünlerinin vazgeçilmez cazgır sunucusu "Cesi"nin yaşayıp yaşamadığını...

            Hayatımızın belirli bölümlerini geçirdiğimiz her yer, bizde acı tatlı hatıralar bırakır. Sonradan dönüp bakıldığında tatlı hatıralar daha fazlaymış gibi göründüğü doğru olsa da, bizim Tut'taki iki yılımızın hemen her gününün gerçekten güzel geçtiğini, Tut'un içten ve mert insanıyla kurduğumuz gerçek samimiyet ve dayanışma içinde zamanın akıp gittiğini söylemem gerekir. Aradan bunca yıl geçtikten sonra, bu siteyi ziyaret etmem vesilesiyle yazdığım bu satırlar da, Tut'a ve her zaman kendimi yakın gördüğüm candan Tut'luya olan gönülden sevgim nedeniyledir.

           Şen kal, adı gibi, pekmezi gibi tatlı Tut.

           Selam sizlere tüm Tut'lular ve oradaki aziz dostlarım... 02.02.2007